Deniz Gezmis

1947 - 1972
LocationTurkey
Age25 years
Date of Birth27/02/1947
Date of Death06/05/1972
Visitors3,145 since 24/03/2008
Creator

DENİZ GEZMİŞ (FEBRUARY 27, 1947 AYAŞ - MAY 6, 1972 ANKARA) was a political activist and militant, among the most high-profile revolutionaries active in the Republic of Turkey in the late 1960s. He was one of the Marxist-Leninist founders of the outlawed Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu ("People's Liberation Army of Turkey").

The son of a teacher, educated in various Turkish cities, he spent most of his childhood in Sivas, where his father also grew up. GezmiÅŸ graduated from high school in Istanbul, where he first encountered left wing ideas.

POLİTİCAL LİFE

After becoming a member of the Türkiye İşçi Partisi ("Workers Party of Turkey"), he attended the Faculty of Law at İstanbul University in 1966. In 1968, he founded the Devrimci Hukukçular Örgütü ("Revolutionary Jurists Organisation") and Devrimci Öğrenci Birliği ("Revolutionary Student Unity").

Becoming increasingly more politically active, he led the student organised occupation of İstanbul University on June 12, 1968. After the occupation of the university was forcibly repelled by the law, he spearheaded protests against the arrival of the US 6th Fleet in Istanbul. Deniz Gezmiş was arrested for these actions on July 30, 1968, to be released on October 20 of the same year.

Intensifying his involvement within the Worker's Party of Turkey, and advocating the National Democratic Revolution, his ideas circulated and inspired a growing revolutionary student base. On November 28, 1968, he was arrested again after protesting US ambassador Robert Komer's visit to Turkey, but was later released. On March 16, 1969, for participating in conflicts between left and right wing students, he was arrested again and imprisoned until April 3. After leading the protests of Istanbul University Law Faculty students for reform conceivement on May 31, 1969, GezmiÅŸ was injured and arrested; the university was consequently closed. Although GezmiÅŸ was under police monitoring, he escaped from the hospital, and went to Lebanon to a Fatah camp to receive guerrilla training.

ARREST AND TRİAL

On January 11 1971, he took part in the robbery of İş Bank, Ankara. On March 4 that year, he kidnapped four US privates in Balgat, Ankara. After releasing the hostages, he was captured alive and arrested in Şarkışla, Sivas with Yusuf Aslan following an armed stand-off with law enforcers.

Their trial began on July 16, 1971, and he was sentenced to death for violating Turkish Criminal Code's 146th article, "to attempt to overthrow the Constitutional order". According to legal procedure, the death sentence was to be endorsed by parliament before being sent to the president of the republic for the final assent. In March and April 1972, the sentence was sent to parliament and in both readings the sentence had been overwhelmingly approved by attending MP's. During the voting, politicians such as İsmet İnönü and Bülent Ecevit opposed the sentence, but Süleyman Demirel lobbied and voted in favor of it.

On May 4, President Cevdet Sunay refused to grant a pardon, after officially consulting the Minister of Justice and Prime Minister Nihat Erim. The death sentence was carried out by hanging on May 6, 1972, along with the death sentences of Hüseyin İnan and Yusuf Aslan, in the central prison in Ankara.

His last words: "Long live the People of Turkey's independence, long live the great ideology of Marxist-Leninism, long live the Turkish and Kurdish People's struggle for independence, damn imperialism"; his last wish was to drink tea and listen to Concierto de Aranjuez, Joaquin Rodrigo's guitar concerto.

AFTERMATH

Despite their final wishes for it to be so, none of those who were executed on May 6, 1972 were buried alongside Taylan Özgür, in Ankara.
In 1980, ex-Prime Minister Nihat Erim was assassinated as revenge for the execution by Devrimci Sol.

HİS LAST LETTER

FATHER,
WHEN YOU RECEİVE THİS LETTER I WİLL NO LONGER BE WİTH YOU. I KNOW YOU WİLL BE İN GRİEF EVEN İF I TELL YOU NOT TO BE. BUT I WANT YOU TO STAY İN SOLİDİTY; PEOPLE ARE BORN, THEY GROW, LİVE AND DİE. IT İS NOT İMPORTANT TO LİVE LONG BUT TO ACCOMPLİSH MUCH WHİLE LİVİNG. THAT'S WHY I DON'T MİND LEAVİNG EARLY. IN ADDİTİON, MY FRİENDS WHO LEFT BEFORE ME HAVE NEVER HESİTATED TO DİE. BE SURE, I WİLL NOT, NEİTHER; YOUR SON İS NOT FEEBLE NOR HELPLESS İN THE FACE OF DEATH. HE CHOSE THİS PATH KNOWİNGLY AND HE KNEW THİS WOULD BE HİS END. WE MAY DİFFER İN OUR OPİNİONS BUT I THİNK YOU MAY UNDERSTAND ME. NOT ONLY YOU, BUT ALSO THE KURDİSH AND TURKİSH PEOPLE OF TURKEY, I BELİEVE WİLL UNDERSTAND. I GAVE THE NECESSARY İNSTRUCTİONS FOR MY FUNERAL TO MY LAWYERS. I WİLL ALSO SEND THEM TO THE ATTORNEY. I WANT TO BE BURİED NEXT TO MY BELOVED FRİEND, TAYLAN ÖZGÜR, WHO DİED İN ANKARA İN 1969. HENCE, DO NOT TAKE MY FUNERAL TO ISTANBUL. IT FALLS ON YOU TO COMFORT MY MOTHER. I AM LEAVİNG MY BOOKS TO MY LİTTLE BROTHER. TAKE CARE OF HİM ESPECİALLY. I WANT HİM TO BE A SCİENTİST; LET HİM STUDY SCİENCE, LET HİM NOT FORGET STUDYİNG SCİENCE İS A HUMANİTARİAN SERVİCE AFTER ALL. AT THİS LAST MOMENT, I EXPRESS THAT I DON'T REGRET WHAT I HAVE DONE AND THAT I EMBRACE YOU, MY MOTHER AND MY YOUNGER AND ELDER BROTHERS WİTH ALL THE PASSİON OF REVOLUTİONİSM.

YOUR SON, DENİZ GEZMİŞ.(BOOK: GÜLÜNÜN SOLDUĞU AKŞAM, AUTHOR: ERDAL ÖZ)


------------------------------------------------------------------------


DENİZ GEZMİŞ, (D. 27 ŞUBAT 1947, AYAŞ-ANKARA – Ö. 6 MAYIS 1972, ANKARA). THKO KURUCUSU.

HAYATI

1965'ten sonra, Türkiye'de gelişen gençlik hareketinin en önemli önderlerinden ve Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO)'nun kurucu ve yöneticilerinden Deniz Gezmiş, 27 Şubat 1947'de Ankara'nın Ayaş ilçesinde doğdu. Öğretmen bir ailenin çocuğu olması sebebiyle ilk ve ortaöğrenimini Sivas'da, liseyi İstanbul'da okudu. Gezmiş, henüz lise öğrencisiyken sol düşünceyle tanıştı ve kendini dönemin eylemleri içinde buldu. 1965'de Türkiye İşçi Partisi (TİP)'nin Üsküdar ilçe başkanlığına üye oldu. İlk kez 31 Ağustos 1966'da Ankara'dan İstanbul'a yürüyen Çorum Belediyesi temizlik işçilerinin Taksim Anıtı'na çelenk koymaları sırasında işçileri destekleyen ve Türk-İş yöneticilerini protesto eden gösteri sırasında gözaltına alındı.

7 Kasım 1966'da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine girdi. Ardından 19 Ocak 1967'de Türkiye Milli Talebe Federasyonu (TMTF) binasının yedd-i emine verilmesi sırasında çıkan olaylarda yakalandı ve bir gün sonra iki arkadaşıyla çıkarıldığı mahkeme tarafından serbest bırakıldı. 22 Kasım 1967'de öğrenci örgütlerinin düzenlediği Kıbrıs Mitingi sırasında Aşık İhsani ile birlikte ABD bayrağını yaktıkları gerekçesi ile gözaltına alınıp daha sonra serbest bırakılan Deniz Gezmiş, Hukuk Fakültesi'nde birlikte okuduğu arkadaşlarıyla birlikte 30 Ocak 1968'de Devrimci Hukuklular Örgütünü kurdu. 7 Mart 1968'de İÜ Fen Fakültesi konferans salonunda düzenlenen AIESEC genel kurul toplantısında konuşma yapan Devlet Bakanı Seyfi Öztürk'ü protesto ettiği için tutuklandı. 2 Mayıs'a kadar tutuklu kalan Gezmiş, 30 Mayıs'ta 6. Filo'yu protesto ettiği için yargılandı ve beraat etti. Öğrenci eylemleri içinde etkinliği giderek artan Deniz Gezmiş, 12 Haziran 1968'de İstanbul Üniversitesi'nin işgal edilmesinde önderlik etti. İşgal Konseyi adına İÜ Senatosu ile Baltalimanı'nda yapılan görüşmelere katılan öğrenci heyetinin içinde yer aldı; öğrenci haklarının elde edilip işgalin sona erdirilmesinde etkili oldu. İşgalden kısa bir süre sonra İstanbul'a gelen 6. Filo'yu protesto eylemlerinde yer alan Gezmiş, 30 Temmuz'da bu eylemlerden dolayı tutuklandı ve 20 Eylül'de serbest bırakıldı.

TİP içinde yoğunlaşarak, ayrılıklara ve tartışmalara yol açan ideolojik sorunlarda Milli Demokratik Devrim (MDD) görüşünü benimseyen Deniz Gezmiş, bu görüşün özellikle devrimci öğrenciler arasında yayılmasında etkili oldu. Ekim 1968'de eylemlerde birlikte olduğu Cihan Alptekin, Mustafa İlker Gürkan, Mustafa Lütfi Kıyıcı, Cevat Ercişli, M. Mehdi Beşpınar, Selahattin Okur, Saim Kurul ve Ömer Erim Süerkan'la birlikte Devrimci Öğrenci Birliği (DÖB)'ni kurdu. 1 Kasım 1968'de TMGT (Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı) , AÜTB, ODTÜÖB ve DÖB'ün başlattığı Samsun'dan Ankara'ya Mustafa Kemal Yürüyüşü'nü düzenledi. Ardından 28 Kasım 1968'de ABD büyükelçisi Kommer'in gelişi sırasında Yeşilköy Havaalanı'nda düzenlenen protesto gösterileri nedeniyle tutuklandı ve bir süre sonra serbest bırakıldı.

İstanbul Üniversitesi'nde sağcı güçlerin 16 Mart 1969'da girişmiş olduğu hareketlere öğrenci kitlesiyle birlikte karşı koyan Gezmiş, bu eylemi gerekçe gösterilerek 19 Mart'ta yeniden tutuklanarak 3 Nisan'a kadar hapis yattı. Ardından 31 Mayıs 1969'da İÜ Hukuk Fakültesi öğrencilerinin, reform tasarısının gerçekleşmemesini protesto için giriştikleri işgale önderlik etti. Üniversitenin kapatılıp, polise teslim edilmesi nedeniyle çıkan çatışmalarda yaralandı. Hakkında gıyabi tutuklama kararı olmasına rağmen hastaneden kaçan Gezmiş, Haziran'ın sonunda Filistin'e gitti. Filistin'e gitmeden önce 23 Haziran 1969'da TMGT'nin topladığı 1. Devrimci Milliyetçi Gençlik Kurultayı'na kendisi gibi haklarında tutuklama kararı olan FKF Genel Başkanı Yusuf Küpeli ile birlikte bir mücadele programı gönderdi. Eylül'e kadar Filistin'de gerilla kamplarında kalan Deniz Gezmiş,1 Eylül 1969'da, 10 Haziran'da "üniversiteyi işgal" ettiği gerekçesiyle Hukuk Fakültesi'nden ihraç edildi. Hakkında tutuklama kararının olduğu bu dönemde gazetecilere gizlendiği yerden demeçler verdi. 23 Eylül 1969'da Hukuk Fakültesi'nde olduğu sırada haber verilen polislerin de fakülteye gelmesi üzerine teslim olan Gezmiş, 25 Kasım'da serbest bırakıldı.

Ancak Yıldız Devlet ve Mühendislik Akademisi'nde Battal Mehetoğlu'nun sağcılar tarafından öldürülmesinden sonra okulda yapılan aramada, ele geçirilen dürbünlü bir tüfeğin Gezmiş'e ait olduğu öne sürülerek hakkında yeniden tutuklama kararı alındı. 20 Aralık 1969'da yakalanan Gezmiş, kendisiyle birlikte tutuklanan Cihan Alptekin'le birlikte 18 Eylül 1970'e kadar tutuklu kaldı. Bundan sonra öğrenci eylemlerinden uzaklaşarak, mücadelesini değişik alanlarda sürdürdü. Sinan Cemgil ve Hüseyin İnan'la birlikte THKO'yu kurdu. 11 Ocak 1971'de THKO adına Ankara İş Bankası Emek Şubesi'nin soygununu gerçekleştirenler arasında yer aldı. 4 Mart 1971'de dört ABD'li erin Balgat'taki Tuslog Tesisleri'nden kaçırılması eyleminde de bulundu. Kaçırılan erler daha sonra serbest bırakıldı.

EYLEMLERİ

 İstanbul Üniversitesi'nin 12 Haziran 1968'de devrimcilerin eline geçmesine önderlik
etti. İşgal konseyi adına üniversite senatosu ile Baltalimanı'nda yapılan görüşmelere katılan öğrenci heyetinin içinde yer aldı.
 1 Kasım 1968'de TMGT, AÜTB, ODTÜÖB ve DÖB'ün başlattığı Samsun'dan
Ankara'ya Mustafa Kemal Yürüyüşü'nü düzenledi.
 11 Ocak 1971'de THKO adına Ankara İş Bankası Emek Şubesi'nin soygununu
gerçekleştirenler arasında yer aldı.
 4 Mart 1971'de Ankara'daki Balgat Amerikan Üssü'nden dört ABD'li erin kaçırılması
eyleminde bulundu. Bu eylemden sonra, Sivas'ın Gemerek ilçesi girişinde yakalandı.

YAKALANIŞI VE İDAM EDİLİŞİ

12 Mart darbesinin ilk günlerinde Yusuf Aslan ile birlikte Sivas'a gitmekte iken motorsikletleri bozuldu. Bir ihbar sonucu polislerin gelmesi üzerine çıkan çatışmada Aslan ile birbirlerini kaybettiler. Aslan o esnada, Gezmiş ise 16 Mart 1971 salı günü Sivas'ın Gemerek ilçesinde yakalandı ve Kayseri'ye getirildi. Buradan Ankara'ya zamanın İçişleri Bakanı Haldun Menteşoğlu'nun makamına götürüldü.

Mahkemesi 16 Temmuz 1971 günü Altındağ Veteriner Okulu binası'nda Tuğgeneral Ali Elverdi başkanlığında Baki Tuğ savcılığında Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 no'lu Mahkemesi'nde başladı ve 9 Ekim 1971 günü bitti. Deniz ve arkadaşları 16 Temmuz 1971'de başlayan THKO-1 Davası'nda TCK'nin 146. maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle, 9 Ekim 1971'de idam cezasına çarptırıldı.

İdam cezaları o zamanlar senato tarafında onaylanmak zorundaydı. İsmet İnönü "siyasi suçlar idamla cezalandırılmamalıdır" diyerek Bülent Ecevit ile birlikte red oyu kullanır. AP genel başkanı Süleyman Demirel ise infazdan yana oy kullanır. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay ise idamları onaylayarak özür dilemeyi reddeder.

Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ile birlikte 6 Mayıs 1972 tarihinde, gece 1:00-3:00 arası, Ankara Merkez Kapalı Cezaevi'nde idam edildi. İdama giderken imam istemedikleri bilinmektedir, fakat definlerinde bir imam bulunmuştur.

SON İSTEĞİ HAKKINDAKİ İDDİALAR

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam edilmeden önce son istekleri üzerine farklı iddialar vardır:

Örneğin; Deniz Gezmiş'in Joaquín Rodrigo'nun Aranjuez konçertosunu (muhtemelen Adagio'sunu) dinlemek ve bir bardak demli çay içmek istediği söylenir. Yazar Erdal Öz'ün Gezmiş'le yaptığı görüşmelerde tuttuğu ve Gülünün Solduğu Akşam eserinde bulunan notlara göre Gezmiş idamını bu şekilde düşünmüştür. Fakat yine aynı eserde bulunan notlara göre avukatının anlattığı idam anında bu istek geçmemektedir.

Bir başka iddiada ise son isteği sorulduğunda idamını kendi gerçekleştirmek istemiş ve tam idam edileceği sırada altındaki tabureyi kendi itmemiştir. Öz'ün eserindeki avukat notlarında bu da geçmemektedir. Aksine son sözleri olan "Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm-Leninizm! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği!! Yaşasın işçiler, köylüler! Kahrolsun Emperyalizm!" şeklinde bağırırken taburesine vurulmuş ve "emperyalizm" kelimesinin 'izm'ini söyleyemediği kaydedilmiştir. Yalnız Hüseyin İnan'ın kendi taburesini tekmelediği belirtilmektedir.

Bir başka iddiada ise idam edilecek olan diğer iki arkadaşıyla vedalaşmak istediği söylenir. Hoşçakal Yarın filminde de böyle gösterilmektedir. Fakat bu istek aslında Gezmiş'in değil Yusuf Aslan'ındır.

İdam kementi boynundan geçirilirken, hücresinden alınıp apar topar darağacına götürülürken giymesine izin verilmeyen botlarının askerlere bırakılmamasını, ailesinden birinin almasını istediği doğru değildir. İdama giderken postalları ayaklarındadır, sadece bağcıklarını bağlamaya fırsatı olmamış ve idamdan önce asıldığında ayaklarından düşmesin diye görevlilerden birine bağlatmıştır. Yalnız parkasını giymemiş ve öldükten sonra onun babasına verilmesini istemiştir.

Öz'ün eserindeki avukat notlarına göre, Gezmiş'in son istekleri, avukatlarının idamı gözlemleyip sonraki kuşaklara "doğru" anlatmaları, cezaevindeki devrimci arkadaşlarını onun adına "tek tek öpmeleri", 1969'da öldürülen devrimci arkadaşları Mustafa Taylan Özgür'ün yanına gömülmeleri ve cezaevindeki parkasının ailesine verilmesi olmuştur. Bir başka iddia ise Deniz Gezmiş'in ölen arkadaşının yanına gömülmek istemesidir. Tabi bu isteğinin gerçekleşmediği kanıtlanmıştır.

ÖLMEDEN ÖNCE AİLESİNE YAZDIĞI MEKTUPLAR

BABA,
MEKTUP ELİNİZE GEÇTİĞİNDE BEN ARANIZDAN AYRILMIŞ BULUNUYORUM. BEN NE KADAR ÜZÜLMEYİN DERSEM YİNE DE ÜZÜLECEĞİNİZİ BİLİYORUM. FAKAT BU DURUMU METANETLE KARŞILAMANI İSTİYORUM, İNSANLAR DOĞAR, BÜYÜR, YAŞAR, ÖLÜRLER, ÖNEMLİ OLAN ÇOK FAZLA YAŞAMAK DEĞİL, YAŞADIĞI SÜRE İÇİNDE FAZLA ŞEYLER YAPABİLMEKTİR. BU NEDENLE BEN ERKEN GİTMEYİ NORMAL KARŞILIYORUM. VE KALDI Kİ BENDEN EVVEL GİDEN ARKADAŞLARIM HİÇBİR ZAMAN ÖLÜM KARŞISINDA TEREDDÜT ETMEMİŞLERDİR. BENİM DE DÜŞMEYECEĞİMDEN ŞÜPHEN OLMASIN, OĞLUN, ÖLÜM KARŞISINDA ACİZ VE ÇARESİZ KALMIŞ DEĞİLDİR, O BU YOLA BİLEREK GİRDİ VE SONUNUN DA BU OLDUĞUNU BİLİYORDU. SENİNLE DÜŞÜNCELERİMİZ AYRI AMA BENİ ANLAYACAĞINI TAHMİN EDİYORUM. SADECE SENİN DEĞİL TÜRKİYE'DE YAŞAYAN TÜRK HALKININ DA ANLAYACAĞINA İNANIYORUM. CENAZEM İÇİN AVUKATLARIMA GEREKLİ TALİMATI VERDİM. AYRICA SAVCIYA DA BİLDİRECEĞİM. ANKARA'DA 1969'DA ÖLEN ARKADAŞIM TAYLAN ÖZGÜR'ÜN YANINA GÖMÜLMEK İSTİYORUM. ONUN İÇİN CENAZEMİ İSTANBUL'A GÖTÜRMEYE KALKMA, ANNEMİ TESELLİ ETMEK SANA DÜŞÜYOR, KİTAPLARIMI KÜÇÜK KARDEŞİME BIRAKIYORUM. KENDİSİNE ÖZELLİKLE TEMBİH ET. ONUN BİLİM ADAMI OLMASINI İSTİYORUM, BİLİMLE UĞRAŞSIN VE UNUTMASIN Kİ BİLİMLE UĞRAŞMAK DA BİR YERDE İNSANLIĞA HİZMETTİR, SON ANDA YAPTIKLARIMDAN EN UFAK PİŞMANLIK DUYMADIĞIMI BELİRTİR, SENİ, ANNEMİ, AĞABEYİMİ VE KARDEŞİMİ DEVRİMCİLİĞİMİN OLANCA ATEŞİ İLE KUCAKLARIM.
OĞLUN DENİZ GEZMİŞ. MERKEZ CEZAEVİ

SANA BEN HER ZAMAN İÇİN MÜTEŞEKKİRİM. ÇÜNKÜ KEMALİST DÜŞÜNCEYLE YETİŞTİRDİN BENİ... KÜÇÜKLÜĞÜMDEN BERİ EVDE DEVAMLI KURTULUŞ SAVAŞI ANILARIYLA BÜYÜDÜM. VE O ZAMANDAN BERİ YABANCILARDAN NEFRET ETTİM. BABA, BİZ TÜRKİYE'NİN İKİNCİ KURTULUŞ SAVAŞÇILARIYIZ. ELBETTE Kİ HAPİSLERE ATILACAĞIZ, KURŞUNLANACAĞIZ DA... TIPKI BİRİNCİ KURTULUŞ SAVAŞI'NDA OLDUĞU GİBİ... AMA BU TOPRAKLAN YABANCILARA BIRAKMAYACAĞIZ. VE BİR GÜN MUTLAKA YENECEĞİZ ONLARI... DÜŞÜN BABA; BUGÜN HÜKÜMET İŞİNİ, GÜCÜNÜ BIRAKMIŞ BİZİMLE UĞRAŞIYOR. ÇÜNKÜ BİZDEN BAŞKA GERÇEK MUHALEFET KALMAMIŞ DURUMDA. VE HEPSİ KEMALİST ÇİZGİDEN SAPMIŞLAR. VE TARİH ÖNÜNDE HÜKÜM GİYMİŞ DURUMDADIRLAR. BİZ ÇOKTAN ONLARI TARİHİN ÇÖPLÜĞÜNE ATMIŞ DURUMDAYIZ.
28 OCAK 1971 DENİZ GEZMİŞ


Kaynak: http://tr.wikipedia.org

Gifts

Tributes

do you know the number
please do you know the number for heaven up above i want to make a call to someone that i love,telephone directories enquiries,oh yes i have tried them all,i even asked the local priest because he talks to god you see i thought he,d have a direct line but he was no help to me,i tried the yellow pages but nothing seem to fit i just want to talk to you for just a little bit, love theresa xxx

Theresa Waters

May 6, 2009

Kalbimizde...

Onlar sadece dusuncelerini belirttiler.Ve Amerikan ayakcisi olmaya giden ulkemize sahip cıkmak istediler.
Ancak sonu boyle olmamalıydı!
Denizler Olmez!

Can Bys (A Fan)

November 14, 2008

Deniz Gezmiş’s Last Letter

Father,

When you receive this letter i will no longer be with you. I know you will be in grief even if i tell you not to be. But i want you to stay in solidity; people are born, they grow, live and die. It is not important to live long but to accomplish much while living. That's why i don't mind leaving early. In addition, my friends who left before me have never hesitated to die. Be sure, i will not, neither; your son is not feeble nor helpless in the face of death. He chose this path knowingly and he knew this would be his end. We may differ in our opinions but i think you may understand me. Not only you, but also the kurdish and turkish people of Turkey, i believe will understand. I gave the necessary instructions for my funeral to my lawyers. I will also send them to the attorney. I want to be buried next to my beloved friend, Taylan Özgür, who died in Ankara in 1969. Hence, do not take my funeral to İstanbul. It falls on you to comfort my mother. I am leaving my books to my little brother. Take care of him especially. I want him to be a scientist; let him study science, let him not forget studying science is a humanitarian service after all. At this last moment, i express that i don't regret what i have done and that i embrace you, my mother and my younger and elder brothers with all the passion of revolutionism.

Your son, Deniz GezmiÅŸ.

Zeynep Z

March 30, 2008

A Hero without a doubt....

i didnt know Deniz but he sounds to me very much a 'hero' and makes me feel very safe and proud that there were people who believed in FREEDOM....I have a lump in my throat reading your page Deniz especially your last letter....bravery and courage are written within it..

God Rest Your Sole and i hope i meet you when its my turn to leave as you gave strength even after your death to people who you risked your life for and gave them their freedom today....i will keep the memory of your letter in my mind forever and i am glad i looked in at your page..

All my Respect to your honour Deniz..

JUST * + . + . . * + . + * . * + * . + *SPRINKLING* + . + . . * + . + * . * + . + , *YOUR. + * PAGE+ * + . . * + . + * . * + .* . * * + . * WITH.* . + . SOME. * + * * . + * . . * + * * + . *+ * + ..LOVE.. * + - RIP DENIZ

May strength and courage be along side your family and friends as they lost a hero i believe who was once a angel and sent out on a mission of freedom and is now an angel again but will never be forgotten for his bravery and courage.. xxxx

Anna (someone who cares)

March 27, 2008
Click here to see all Tributes
From Admin
From Admin